Bilişim sektöründe son dönemde 2 konu üzerinde çok fazla konuşuluyor, bunlardan birisi sanallaştırma teknolojisi diğeri ise bulut bilişim. İrili ufaklı farklı ölçekte ki bütün firmalar kendi vizyonlarına göre bu teknolojiler üzerinde satış, danışmanlık, satış sonrası destek artık ne yapabiliyorlarsa pastadan bir şeyler kapmak için kendilerini parçalıyorlar.
Sanallaştırma çözümlerinde bu aç firmalarımızın birçoğu üreticilerin önerdikleri hesaplama araçlarını kullanmak yerine kendi cukkalarını dolduracakları kar hesaplama araçlarını kullandıklarından birçok kamu ve özel kuruluşun içerisine ihtiyaçları ile alakası olmayan ismi sanallaştırma olup aslı sokuşturma olan projeler sonlandırıldı. Bunların üzerine alımdan ya da yönetimden sorumlu cahil sistem yöneticileri eklendiğinde On binlerce dolarlık yüksek kapasiteli sunucular üzerine lisans gerektirmeyen kabiliyetsiz yazılımlar kurularak sanallaştırmanın gerçek marjinal faydalarından uzak aptal sistemler oluşturuldu. Donanımdan kazanma ihtimalleri olan parayı lisanslardan kazanabilselerdi eminim aptal donanımlar üzerine çok iyi yazılımlar itelerlerdi ancak maalesef sadece donanımdan ciddi para kazanabiliyorlar çünkü bizim milletimiz lisans parası vermeyi çok sevmez.
Aynı sokuşturma bugün bulut bilişim içinde geçerli, bulut bilişimin ne olduğunun daha tam olarak farkında olmayan yada farkında olup olmayanları dürtmek isteyen firmalar bulut bilişim adı altında ERP yazılımları, yedekleme sistemleri, arşivleme araçları aklınıza ne geliyorsa satmaya başladı. Yaptıkları tek şey zaten internet üzerinden verdikleri hizmetin önüne ya da kıçına bulut ifadesi eklemek oldu. Türkiye’nin büyük grupları bile bulut bilişim üzerine yatırımlar yapmaya başladı ve yaptıkları birkaç milyon dolarlık yatırımları sanki mars yörüngesine uzay üssü inşa edermişçesine lanse ediyorlar. Sahip olmak için Çuvalla para uygulamadıkları kalite standartlarını web sitelerinin mutlaka ilk sayfasında yayınlamaya başladılar.
Geçtiğimiz Perşembe günü dünyanın en büyük dosya paylaşım ve depolama yani bulutların en büyüğünden olan MEGAUPLOAD, balonların en büyüğü gibi patladı. Amerikalı otoritelerin koordine ettiği, dünya üzerinde eş zamanlı yapılan operasyonlar sonrasında, telif hakkı ihlali bahane edilerek kapatıldı. MEGAUPLOAD aslında mega komplo mudur? 150 milyondan fazla kayıtlı üyesi olan, günlük 50 milyondan fazla ziyaretçisi olan bir site nasıl bir günde kapatıldı? Aynı şekilde kapatılmak istenmeyen FILESONIC ve diğer küçük kardeş siteler hemen dosya paylaşım fonksiyonu olmayan depolama araçlarına çevirdiler.
Burada ki kritik nokta MEGAUPLOAD’un aslında mevcut olan hizmet kullanım politikası ile ilgili kurallarıydı. MEGAUPLOAD ücretsiz kayıtlı kullanıcılarının dosyalarını 21 gün boyunca, ücretli hesaba sahip kullanıcılarının dosyalarını ise hesapları aktif olduğu sürece kullandırmayı taahhüt ediyordu ve bu dosyaların tamamı artık kullanılmaz halde. MEGAUPLOAD ile Türkiye’de yapılan sözde devasa türkbulutu yatırımların arasında ne kadar fark olduğunu sonumuzun ne olabileceğini düşünmeniz için rakamlarla konuşayım.
Şirket bünyesinden altyapıya 175 milyon dolar para harcamış. Sahibinin malvarlığı, aramaları,malikaneleri, hong kong’ta bulunan ofis hakkında bilgilere internet üzerinden arayınca ulaşabilirsiniz ancak ortada ne kadar büyük bir para var ki kendileri hakkında 500 milyon dolarlık dava açılmış durumda. Amerikan hükümeti SOPA’yı belki devreye alamadı ama sopayı bir yerlere yerleştirdi.
Türk bulutçumuzun kendi beyanına göre yaptığı yatırım miktarı 2 milyon TL. Bizim milletimiz basın açıklamalarında ve beyanatlarından yatırımlarını 4 ile çarparlar vergi beyanatlarında 4 e bölerler. Referans gösterdiği onlarca firma ya kendi iştiraki firmalar yada kendi iş ortakları.
Anlatmak istediğim ortada yapılan yatırım ve firmanın kalitesi büyüklüğü ile verilerinizin güvenliği arasında doğru bir orantı yok. MEGAUPLOAD’un milyonlarca müşterisinin hepsi yasadışı içerik mi paylaşıyordu aralarında özel amaçlı iş amaçlı kullanan kullanıcılarda vardı. Amerika telif hakları için mi kendini parçaladı da böyle bir operasyon düzenlendi zaten söz konusu film ve müzik telif haklarının çok büyük bir bölümü Amerika’yı ilgilendirdiği için mi yaptı?
Bizim içinde bulunduğumuz politik ve siyasi durumu bir düşünelim, Bu bulutçuların pazarlama sloganlarını aklımızdan geçirelim, “Kesintisiz, Sorunsuz, Güvenli” Güvenlik konusuna hiç girmek istemiyorum, dünya elektronik, Finans ve Güvenlik devlerinin hemen hepsinin başından geçen güvenlik zafiyet felaketlerinin yanında bizim firmalarımızın alacağı güvenlik önlemleri tamamen yetersiz kalacaktır.
Türkiye’de milyonlarca dolarlık sermayeye sahip ancak daha güvenlik, yedekleme, kullanım prosedürlerine bile sahip olmayan firmaların ve cahil yöneticilerinin üzerlerinde ki sorumlulukları biraz daha azaltabilecekleri bir yapıya doğru gidiyoruz. Uçuşa hazır olun yakın bir zamanda bulut ile telefonda görüşüp, bulut ile sevişip, bulut ile denize gireceğiz, bulut her yerimize girecek…